Ağız, diş ve çene bölgesi travma onarım cerrahileri; trafik kazaları, yüksekten düşmeler, iş kazaları, fiziksel şiddet veya ağır spor yaralanmaları sonucunda yüz bölgesindeki kemiklerde ve yumuşak dokularda meydana gelen her türlü kırık, çatlak, doku kaybı ve yaralanmanın cerrahi yöntemlerle onarılmasıdır. Maksillofasiyal (çene-yüz) travmalar, sadece hastanın estetik görünümünü bozmakla kalmaz; aynı zamanda nefes alma, çiğneme, yutkunma ve konuşma gibi en temel yaşamsal fonksiyonları da doğrudan tehdit eder. Dentmetrik olarak, yüz bölgesinde meydana gelen bu komplike travmalara ileri 3 boyutlu görüntüleme teknolojilerimiz ve travma cerrahisinde uzmanlaşmış deneyimli hekim kadromuzla müdahale ediyor; hastalarımızın hem fonksiyonel sağlıklarını hem de estetik yüz bütünlüklerini kusursuz bir şekilde yeniden inşa ediyoruz.

Ağız, Diş ve Çene Bölgesi Travma Onarım Cerrahisinin Tanımı ve Amacı

Çene ve yüz bölgesi travma cerrahisi, yüz iskeletini oluşturan kemiklerin (alt çene, üst çene, elmacık kemiği, burun tabanı) ve bu kemikleri çevreleyen yumuşak dokuların (dudak, yanak, dil, tükürük bezleri) aldığı şiddetli darbeler sonucu bozulan anatomik bütünlüğünün "osteosentez" (kemik birleştirme) ve mikro-cerrahi teknikleriyle onarılması işlemidir. Yüz bölgesi, anatomik olarak beyni koruyan kafa tabanına, solunum yollarına ve görme/işitme organlarına çok yakın olduğu için bu bölgedeki travmaların tedavisi son derece hassas ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.

Bu hayati cerrahi müdahalelerin temel tıbbi amacı, kırılan kemik parçalarını orijinal anatomik pozisyonlarına (kaza öncesi yerlerine) getirmek ve biyouyumlu titanyum plak-vidalarla sabitleyerek kaynamalarını sağlamaktır. Travma cerrahisinde en önemli hedeflerden biri de hastanın "oklüzyon" dediğimiz alt ve üst dişlerinin birbirine kapanış ilişkisini kaza öncesindeki kusursuz haline döndürmektir. Dişlerin doğru kapanmaması, çene ekleminde (TME) kalıcı hasarlara ve çiğneme yetisinin tamamen kaybedilmesine yol açar. Ayrıca, travmaya bağlı olarak gelişebilecek hava yolu tıkanıklıklarını açmak, açık yaralardan kaynaklanabilecek şiddetli enfeksiyonları önlemek ve yüzdeki kalıcı asimetrileri (deformiteleri) ortadan kaldırarak hastayı psikolojik travmadan korumak bu cerrahinin vazgeçilmez amaçları arasındadır.

Travma Onarım Cerrahisi Türleri ve Kullanım Alanları

Çene ve yüz bölgesindeki travmalar, darbenin şiddetine, yönüne ve hastanın anatomik yapısına göre çok farklı klinik tablolarla karşımıza çıkar. Dentmetrik kliniklerinde teşhisi konularak cerrahi onarımı gerçekleştirilen başlıca travma türleri ve kullanım alanları şunlardır:

  1. Alt Çene (Mandibula) Kırıkları: Yüz bölgesinde en sık kırılan kemik alt çenedir. Kaza anında çeneye alınan darbeler, genellikle çene ucunda, köşelerinde (angulus) veya eklem bölgelerinde (kondil) kırıklara yol açar. Kırık uçlarının titanyum plaklarla birbirine sabitlenmesi gerekir.
  2. Üst Çene (Maksilla / Le Fort) Kırıkları: Yüzün orta kısmına alınan şiddetli darbeler sonucu üst çenenin kafa tabanından tamamen ayrıldığı, burun ve elmacık kemiklerini de içine alabilen kompleks ve ağır kırıklardır.
  3. Alveoler Kemik ve Diş Travmaları (Avülsiyon): Çene kemiğinin bütünlüğünün bozulmadığı, sadece dişleri tutan yuvaların (alveol kemiği) kırıldığı veya dişlerin köküyle birlikte yerinden fırladığı (avülsiyon) durumlardır. Yerinden çıkan dişler uygun şartlarda korunup (süt veya tükürük içinde) acilen kliniğe getirilirse, yerine yerleştirilerek (reimplantasyon) kurtarılabilir.
  4. Elmacık Kemiği (Zigoma) Kırıkları: Yandan alınan darbelerle yüzün estetik çıkıntısını sağlayan elmacık kemiğinin çökmesi durumudur. Görme sorunlarına ve yüz asimetrisine yol açtığı için kemiğin cerrahi olarak dışa doğru itilip sabitlenmesi gerekir.
  5. Yumuşak Doku Kesikleri ve Lazerasyonları: Dudak, yanak, dil ve diş etlerinde meydana gelen derin yırtıkların, estetik (iz bırakmayan) dikiş teknikleriyle fonksiyon kaybı yaşanmadan onarılmasıdır.

Travma Onarım Cerrahisi İşlemi ve Süreç

Travma vakalarında zamanla yarışılır ve süreç, hastanın kliniğe veya anlaşmalı hastanelerimize ulaşmasıyla acil bir şekilde başlar. Çene cerrahlarımız ilk olarak hastanın hava yolunun açık olduğundan, hayati tehlikesinin bulunmadığından ve nörolojik bir hasarı olmadığından emin olur. Sonrasında, yüz kemiklerindeki kırık hatlarının yönünü, parçalanma miktarını ve diş köklerinin durumunu 3 boyutlu olarak incelemek için 3D Dental Tomografi (CBCT) veya bilgisayarlı tomografi (BT) çekilir. Bu dijital veriler ışığında en az iz bırakacak ve en sağlam tutunmayı sağlayacak cerrahi planlama yapılır.

Operasyon aşaması, kırığın ciddiyetine göre lokal veya genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ağız, diş ve çene cerrahisinde uygulanan en büyük avantaj, kırık onarımlarının %90'ının ağız içinden yapılan kesilerle gerçekleştirilmesidir. Bu sayede hastanın yüzünde dışarıdan görünen hiçbir ameliyat izi (skar) kalmaz. Kırık kemik uçları bulunarak anatomik olarak uç uca getirilir (redüksiyon) ve vücut dokularıyla tamamen uyumlu olan mini titanyum plaklar ve vidalar (osteosentez materyalleri) kullanılarak kemiğe vidalanır. Eğer dişler kırıktan etkilenmişse, dişleri birbirine bağlayan özel tel splintler uygulanarak çeneler bir süre birbirine kilitlenir (intermaksiller fiksasyon).

İyileşme süreci, kırığın boyutuna göre 4 ila 8 hafta arasında değişir. Titanyum plaklarla sağlanan rijit (sabit) sabitleme sayesinde kemikler hızla kaynamaya başlar. Çeneleri birbirine bağlanan veya büyük çene operasyonu geçiren hastalarımız, bu iyileşme periyodunda uzmanlarımızın hazırladığı özel sıvı ve püre ağırlıklı diyetlerle beslenirler. Reçete edilen antibiyotik tedavisi enfeksiyon riskini sıfırlar. Kemikler tamamen kaynadıktan ve teller söküldükten sonra hastamız çiğneme fonksiyonlarına ve normal yaşantısına geri döner; içerdeki titanyum plakların ömür boyu çıkarılmasına gerek yoktur.

Travma Onarım Cerrahilerinin Avantajları Nelerdir?

Ağız ve çene bölgesi travma onarım cerrahisinin en kritik avantajı, kaza sonrası oluşabilecek kalıcı ve geri döndürülemez yüz deformasyonlarını (çökmeler, kaymalar) ve fiziksel engelleri tamamen önlemesidir. Kırılan çene kemiklerinin milimetrik bir hassasiyetle eski yerine sabitlenmesi sayesinde hastanın kaza öncesindeki doğal yüz profili, simetrisi ve altın oranları korunur. Tedavi edilmeyen çene kırıkları, dişlerin kapanışını kalıcı olarak bozarak hastayı ömür boyu çiğneme güçlüğüne ve şiddetli çene eklemi (TME) ağrılarına mahkum ederken, cerrahi onarım bu fonksiyonları %100 oranında geri kazandırır.

Hızlı ve doğru bir cerrahi müdahale, kemik enfeksiyonu (osteomiyelit) gibi ciddi komplikasyonların gelişmesini engeller. Ayrıca, kırık hattında bulunan ve yerinden oynamış kendi doğal dişlerinizin çekilmeden ağızda tutulmasına olanak tanır. Travma onarım cerrahisi, kaza geçirmiş bir hastanın yaşayabileceği estetik kaygıları ve sosyal izolasyonu ortadan kaldırarak; hastanın fiziksel olarak sağlığına, psikolojik olarak ise özgüvenine hızla yeniden kavuşmasını sağlayan mucizevi bir iyileşme sürecidir.

Yüz ve çene kırıkları, spor yaralanmaları, acil cerrahi onarım süreçleri ve Ankara'da Dentmetrik olarak sağlık turizmi kapsamında sunduğumuz tam teşekküllü tedavi hizmetleri hakkında detaylı bilgi almak için bizimle anında iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Maksillofasiyal travma cerrahisinde temel yaklaşım estetiği korumaktır. Çene ve yüz kırıklarına müdahalelerin %90'ından fazlası ağız içinden (mukoza üzerinden) yapılır. Bu nedenle yüzünüzde dışarıdan görünecek herhangi bir ameliyat izi veya yara izi kalmaz.

Kırık parçaların titanyum mini plak ve vidalarla (rijit fiksasyon) sabitlenmesi sayesinde iyileşme oldukça hızlıdır. Çene kemikleri genellikle 4 ila 6 hafta içinde büyük ölçüde kaynar ve işlevini yerine getirebilecek stabiliteye ulaşır.

Evet, kurtarılabilir. Yerinden tamamen çıkan dişi köküne dokunmadan, süt veya tükürük dolu temiz bir kap içinde 1-2 saat içinde kliniğimize acil olarak ulaştırırsanız, diş tekrar yuvasına yerleştirilerek (reimplantasyon) ve tellere sabitlenerek başarıyla kurtarılabilir.

Geçmiş yıllarda çenelerin tamamen telle bağlanması sıkça kullanılırdı. Ancak günümüzde uyguladığımız modern titanyum plak sistemleri sayesinde, kırık uçları içeriden sıkıca vidalandığı için hastalarımızın çenelerini genellikle birbirine bağlamıyoruz; hasta ameliyat sonrası konuşabilir ve püre/sıvı diyetiyle beslenebilir.

Hayır, çene cerrahisinde kullanılan titanyum plak ve vidalar vücut ile %100 biyouyumludur. Herhangi bir alerji, enfeksiyon veya rahatsızlık yaratmadıkları sürece ömür boyu çene kemiğinizde güvenle kalabilirler, çıkarılmalarına gerek yoktur.

WhatsApp